Likya Yolu Rotaları ve Tarihçesi & Likya Yolu Turu

23 Haziran 2021

Geçmişten Günümüze Uzanan Bir Tarih: Likya Yolu

Likya Yolu, Antalya ilinin Batısında kalan bir bölge ile Muğla, Denizli ve Burdur’u içine alan ve Teke Yarımadası üzerindeki patikaların baz alınarak belirlenmesiyle oluşturulan tarihi bir yürüyüş rotasıdır. Bu yürüyüş rotasının her bir durağı tarihin derinliklerinde bir zaman yolculuğu sunulmaktadır. Dünyanın neresine giderseniz gidin eşi benzeri bulunmayan kusursuz bir doğanın sınırsız manzaralar silsilesinin içinden geçecek ve denizin masmavi sonsuzluğunda kaybolacağınız, ayaklarınızın altına ipek gibi serilen deniz manzaralarına doyacaksınız. Muğla Fethiye’den çıkarak Antalya’nın köylerine kadar uzanır. Likya yolu, çeşitli parkurlarla ayrılmış olup her bir parkura bölgesine uygun olarak ad verilmiştir.

Likya Yolu Tarihçesi

Arkeolog Prof. Dr. Sencer Şahin tarafından, 1994 yılında Patara Limanı yakınlarında saptanan bulgulara göre, Stadiasmus Patarensis adlı bir yazıt tercüme edilmiştir. Bu yazıta göre, Likya Yolu için 69 yol ve 53 şehri barındırdığı öğrenilmiştir. Ayrıca Milattan sonra 43 yılına tarihlenen bir süreç içinde Likya’nın, Roma İmparatorluğu’na ait bir eyalet olduğu saptanmıştır. Tarihin babası kabul edilen Herodot, Likyalılar için kökeninin Girit olduğunu belirtmiştir. Yine Herodot sayesinde edinilen bilgilere göre Likyalıların diğer bütün uygarlıklara nazaran farklı ve ilginç bir yönü olduğunu öğreniyoruz. Likyalılar, diğer medeniyetlerden çok şey almalarına rağmen farklı bir töreye sahip olmuşlar ve babaları yerine annelerinin soyadlarını almışlar. Bu da Likya halkının erkek egemen değil kadın egemen bir toplum düzeni benimsemiş olabileceğini düşünülmektedir. Likya Yolunun dillere destan Gelidonya Feneri Manzarası, 2007 yılında Türkiye’nin en iyi manzarası seçilmeye değer görülmüştür.

Kelime anlamı olan Likya ya da Lisiya kelime anlamı olarak da “ışık ülkesi” anlamına gelir. Ayrıca Likya Yolu’nun parkurlarının bulunduğu hemen hemen her noktadan tarih fışkırmaktadır. Likyalılar, milattan önce 6. Yüzyıl tarihlerinde Persler tarafından işgal edilmiştir. Likyalılar ayrıca uzun yıllar boyunca Yunanlıların saldırılarına da karşı koymayı başarmışlardır. Bunun bir neticesi olarak da dolaylı olarak Yunan kültüründen etkilenmiş olabileceği düşünülmektedir. Milattan önce dördüncü yüzyılda Büyük İskender’in meşhur doğu seferinde de bu bölgeyi ele geçirdiği bilinir. Likyalılar hakkındaki en önemli bilgilerden biri olarak, tarihte bilinen ilk demokratik birliği Likyalıların kurduğu söylenir. Günümüzde Likya Yolu çevresinde çok önemli arkeolojik kazılar yapılmaktadır. Bölgede yapılan arkeolojik kazılarda birçok tarihi eser ve Roma Dönemi’ne ait kilise kalıntıları bulunmuş ve bulunmaya devam etmektedir. Yurt dışından üniversitelerden gelen arkeologlar ve Türk arkeologlar eşliğinde çok önemli kazılar yapılmaktadır. Bu bölgede zamanla gerçekleşen depremler sonucunda su altında kalan birçok tarihi eser ve kilise kalıntıları da görülmektedir. Ayrıca bu bölgeden görülebilen Amerikan Koyu’nda yapılan su altı kazılarında dünyada ilk kez bir geminin kalıntıları tamamen çıkarılmıştır.

Likya Yolu’nda Yürüyüş Yapmak…

Likya Koyu, Fethiye ile Antalya arasında dünyanın en uzun 10 yürüyüş yolundan biridir. Yol üzerinde çeşitli konaklama ve dinlenme tesisleri mevcut olup hem eğlenceli hem de tarihi bir yürüyüş yapma fırsatı bulmak oldukça güzel bir deneyim olacaktır. Muhteşem bir doğa manzarası eşliğinde Likya Yolu’nun tarihçesini anlatan bir rehber ile hem yepyeni bilgilerle kuşanacak hem de farklı bir deneyim yaşamış olacaksınız.

Hayatınızda mutlaka yapılacaklar listenize eklemeniz gereken bir aktivite olarak not etmeniz gereken bu yürüyüş, size çok şey katacaktır. Likya Yolu yürüyüşü parkurlardan oluşmaktadır ve ilk parkur Likyalıların ilk yerleşim yeri olan Olympos Antik Kenti’dir. Olympos Antik Kenti, bu parkurdaki yürüyüşten Olympos Antik Kenti’nin tamamıyla günümüze gelmiş olduğunu görebileceksiniz. İlk parkurda; Faralya Köyü’ne bağlı Uzunyurt, Dodurga Köyü ardından sırasıyla, Sdyama, Pınara, Letoon ve Xanthos kentlerinin ardından Patara Limanı rota dahilindedir, ilerleyen zamanlarda uğrak yeri olan antik kentlar arasında sırasıyla; Antiphellos, Apollonia, Simena, Myra, Lmyra, Rhodiopolis, Gagai, Edrassa, Olympos, Chimera ve Phaselies yer alır. muhteşem Adrasan Manzarası’na bakan bir yerde denizin ayaklarınıza serildiği eşsiz bir manzara eşliğinde mola verme olanağınız olabilir. Adrasan manzarasında günbatımına denk gelmeniz hayatınızda yaşayabileceğiniz en dokunaklı anlardan biri olabilir. İlk parkur rotanız, Olympos, Musa Dağı ve Lost City noktaları olacaktır. İlk parkurdaki yürüyüşünüz gidiş geliş beş saat olup Musa Dağı’nın zirvesinde bitecektir. İkinci parkura geçtiğinizde Olympos, Çıralı ve Ulupınar parkurudur. Bu parkur da gidiş geliş toplamda beş saat sürer, çınar ağaçlarıyla süslü muhteşem bir ormanın içinden dere şırıltıları eşliğinde, lezzetli alabalık yiyebileceğiniz restoranlar bulunan oldukça keyifli bir parkurdur. Üçüncü parkur, gidiş geliş toplamda tam 7 saat sürecek olan uzun bir parkurdur ancak bu uzun parkurda keşfedeceğiniz çok şey vardır. Olympos ve Adrasan arasındaki parkurda Musa Dağı’nın zirvesine çıkmanın heyecanını yaşadıktan sonra kayıp şehrin gizemini çözmek için yürüyüşe devam edilir. Yeşilin ve mavinin kucaklaştığı rüya gibi bir manzaranın tadını çıkarmanız için Adrasan sahilinde yürüyüş son bulur. Dünyanın en şairane manzaralarından biri olan Adrasan sahili, mutlaka görülmeye değer ve unutulmaz anılar yaşamanıza ve muhteşem kareler yakalayıp bu rüya gibi anı ölümsüzleştirmeniz için harika bir yerdir. Likya Yolunun tarihini anlatan rehberler yürüyüş boyunca size eşlik edecektir. Hayatınızda geçireceğiniz en kaliteli zaman dilimi olan bu tarihi yürüyüşte hem eğlenceli bir doğa sporu yapmış hem de kültürel belleğinizi güçlendirmiş olmanın mutluluğuna varacaksınız. Bu tarihi yürüyüşün dördüncü parkuru, sizi oldukça heyecanlandıracaktır. Oldukça dinamik olan ve doğa sporları içeren Olympos- Cennet parkuru, doğa sporu eğitmenleri ve tarihi tur rehberleri eşliğinde gerçekleşecek oldukça maceralı bir parkur olacaktır. Likya Yolu rotasında en çok eğleneceğiniz ve en çok hareket edeceğiniz parkur olduğu da söylenebilir. Olympos- Cennet parkuru kısa bir parkur olmasına rağmen birçok emsali görülmemiş bir manzaraya tanıklık etmenizi sağlar. Dünyada görülebilecek en güzel manzaraları sırasıyla görebileceğiniz, masmavi suların ayaklarınızın altında olacağı ve saklı kalmış tarihi kalıntıların arasından geçerek, Ceneviz Koyu’na bakan noktada bulunan ormanda son bulan yürüyüşün sonunda Ceneviz koyunun da masalsı doğa manzarasına aşık olacaksınız. Son parkur da 2007 yılında Türkiye’nin en güzel manzarası seçilen Gelidonya Feneri manzarasını görebileceğiniz parkurdur. Karaöz- Adrasan parkuru, gidiş geliş toplamda 7 saat sürecek olan parkurda beş adalar ve muhteşem bir deniz manzarası eşliğinde Likya Yolu yürüyüşünüz son bulur. Likya Yolu yürüyüşü boyunca, rehberler tarafından öğrenebileceğiniz birçok tarih bilgisinin yanı sıra tabiat bilgisi eğitimi de almış olacaksınız. Yol boyunca sizlere eşlik edecek rehberlik hizmeti sayesinde doğa yürüyüşü sırasında, ormanda yön bulma, doğada uluslarası düzeyde işaretlerin uygulamalı öğretimi yapılan istasyon dersleri de almış olacaksınız. Böylece yolculuk sonunda hem tarihi hem coğrafi hem de tabiat bilgisi gibi birçok ediniminiz olacaktır. Likya Yolu Yürüyüşünde her bir parkurda birbirinden güzel manzaralar gömüş olacaksınız. Dünyanın en ünlü manzaralarından derlemeler bulunan harika koyların tadına sonuna kadar varıp, eğlenceli bir tarihi yürüyüş deneyimi yaşamış olacaksınız. Likya Yolu yürüyüşü ölmeden önce yapılacaklar listenize eklemeniz gereken önemli ve oldukça faydalı bir etkinlik olacaktır.